Kayıtyazım (deşifre/transkripsiyon).  Çev: Prof. Dr. Adem Genç

You are looking at one of the most extraordinary mechanisms on the Earth: The human eye.

Dünyada  renkleri  en olağanüstü bir biçimde algılayan mekanizmalardan birine; insan gözüne bakıyorsunuz. 

Come closer; every image we see inverted by the lens in front of the eye and cast on the retina at the back of the eye.

Yaklaşın; gördüğümüz her görüntü gözün önündeki mercek tarafından ters çevrilmiş ve gözün arkasındaki retinaya yansımaktadır.

While the entire image sensed by the retina only the small part of the retina is able to measure colour. That part is called “Fovea” because the colour sense of the fovea is so small.

Tüm görüntü retina tarafından algılanırken, retinanın yalnızca küçük bir kısmı rengi ölçebilir. Bu kısma “Fovea” denir çünkü foveanın renk algısı çok küçüktür.

Our colour sensibility has a limited range: Only five degree of the cell.

Renk duyarlılığımızın sınırlı bir aralığı vardır: Göz küresinin ( hücrenin)  sadece beş derecesi kadar bir bölgedir bu alan.  

Here is a demonstration: Stare at the white dot at the centre of the frame.

İşte bir kanıt: Ekranın merkezindeki beyaz noktaya bakın.

Focus on the dot and don’t look away.  

Gözünüzü beyaz noktaya kilitleyip başka yere bakmayın 

We are going to bring up other dots on the screen.

Ekrana diğer noktaları getireceğiz.  

But keep your eyes locked on the white dot and don’t look away, or you will spoil the test.

Fakat gözünüzü beyaz noktaya kilitli tutun ve başka yere bakmayın aksi halde bu deneyi bozmuş olursunuz.

Notice that the colour dots around the white dot seem dull and muddy.

Bu noktaların silik ve çeperli (bulanık) görülmekte olduğuna dikkat edin.

Now look at the other dots. 

Tamam, şimdi beyaz noktanın çevresindeki diğer noktalara bakın.

Are there the colour you thought they were?

 Düşündüğünüz (algıladığınız) renkler bunlar mıydı?

Only when you move your eyes you perceive bright primary colours. 

Bu parlak ana renkleri sadece gözünüzü hareket ettirip tek tek noktalara bakınca görebilirsiniz. 

All of our senses make adjustments; so we touch smell, taste, hear and see in a balanced way. 

Tüm duyu organlarımız ayarlamalar yapar; böylece, dengeli bir biçimde dokunur, koklar, işitir tadar ve görürüz. 

For example walk from bright sunshine to a dark building and the colours inside will appear almost black.

 Örneğin parlak güneş ışığındayken karanlık bir binaya girince neredeyse bütün renkler siyah gözükürler.

After a few minutes your eyes adjust and the true colours reveal themselves.

Birkaç dakika sonra gözünüz bu karanlık ortama uyum sağlar ve gerçek renkler belirmeye başlar.

Colour perception also varies based on the condition your eyes become accustomed to

Renk algısı aynı zamanda gözünüzün alıştığı durumlara göre değişir,

This is known as chromatic adaptation

 Buna  kromatik adaptasyon (renklere uyum sağlama) denir.

Stare at the black spot in the middle of magenta circle. 

Macenta renkli dairenin ortasındaki noktaya bakın 

Can you still see the circles?   

Hala daireyi görüyor musunuz?  

This is the effect of chromatic adaptation. 

Bu süre duruma kromatik adaptasyon etkisi değinir.

The circles will disappear within the second or so. 

Daireler birkaç saniye sonra gözükmeyecektir.

Designers know that it based staring proofs for too long. 

 Tasarımcılar bunun prova baskıları uzun süre izlemekten kaynaklandığını bilirler.

Their eyes will become to accustomed to a limited colour palette and reduce their ways of perception.  

Gözleri sınırlı bir renk paletine alışacak ve algılama şekillerini azaltacaktır.

So, while proofing it is important to look away and refresh your colour palette.

Bu nedenle, prova renklerini kontrol ederken belli bir süre başka tarafa ( boş bir uzaklığa) bakıp renk paletinizi başka tarafa bakmak ve yenilemek (gözü resetlemek)  önemlidir.

When faced with contrasting colour close together, your eyes can perceive colours in the ways that are not to be trusted.  

Birbirine yakın zıt renklerle karşılaştığınızda, gözleriniz renkleri güvenilmeyecek şekillerde (renkleri aslına uygun  olmadık bir biçimde) algılayabilir.

Here, all the greens watches are exactly the same colours yet they seem perceptible different based  on their context. 

Burada, tüm yeşil saatler tamamen aynı renktedir, ancak bağlamlarına göre algılanıp farklılıklar gösterirler.

Same is true with the red. 

Bu durum kırmızı renk için de aynıdır.

The surround that in closes colour can also effect perception. 

Bir rengi kuşatan diğer bir renk de, o rengin farklı algılanmasına neden olabilir.

Notice how these two blues look slightly different because of the different colours of surrounds. 

Bu iki mavinin, kuşatan renge göre nasıl farklı görüldüğüne dikkat edin.

Did you think the blues were that different? 

Mavilerin farklı olduğunu mu düşündünüz?

Colours in our periphery can really lead us astray. The lesson is, when evaluating colours remove other coloured objects  from the periphery of your vision.

Çevremizdeki renkler bizi gerçekten yanlış yönlendirebilir. Buradan çıkarılacak ders, Renkleri değerlendirirken diğer renkli objeleri gözden uzak tutmaktır.

Brightness too is extremely relative and subject to perceptual variance. 

Parlaklık da son derece görecelidir ve algısal farklılıklara tabidir.

Here is a grey scale from the blackest black and what seems to be the whitest white. 

İşte size siyahın en siyahından beyazın en beyazına doğru sıralanmış gibi gözüken bir ton kartelası. 

But when we compare to another grey scale we can make a whiter white. 

Fakat başka bir tarım-ton (grilik)  skalası ile karşılaştırmakla,  önceki en beyazdan daha beyaz olanı da görebiliyoruz.

Here is a better example: This Bright white circle is as whiter white as we can make. 

İşte daha iyi bir örnek:  Bu parlak beyaz daire oluşturulabildiğimiz en beyaz bir dairedir.

Bur the eyes fooled again as we show you even whiter circle.

Ancak size bundan daha beyaz olan bir daireyi gösterince gözünüz bir kez daha yanılır. 

It is important to know the difference between the luminance and brightness. 

Işıklılık ve parlaklık arasındaki farkı bilmek de önemlidir.

Luminance is a measured value  of an objects output of light. 

Işıklılık, nesnelerin birim alanından yansıyan ya da saçılan ışık değeridir. 

Brightness is an human perception of an objects intensity. 

Parlaklık, bir nesnenin yoğunluğunun insan tarafından algılanmasıdır.

It depends on the intensity of surrounding environment. What seems like bright laptop screen  in the dimly lit room can be difficult to read in the bright sun shine.  

Parlaklık çevredeki ortamın yoğunluğuna bağlıdır. Loş bir odadaki parlak dizüstü bilgisayar ekranına benzeyen bir şeyin parlak güneş ışığında okunması zor olabilir.

Here, luminence of display has not changed. 

Burada ekranın ışık değerleri (“lüminansı”) değişmiyor

What has been effected is your perception of brightness based on the surround. 

Algılamanızı etkileyen şey çevresel ortamın parlaklığıdır.

White light is the part of the electromagnetic band  that we can see.

Beyaz ışık, elektromanyetik dalga bandının görebildiğimiz bölümüdür.

 It is actually composed of colours ranging from red to violet.

Görebildiğimiz elektromanyetik bantta kırmızıdan mora kadar değişen renkler bulunmaktadır.

 Computers can display millions of colours by adding red green and blue light in myriad combinations.

Bilgisayarlar, sayısız kombinasyonda kırmızı yeşil ve mavi ışık ekleyerek milyonlarca rengi görüntüleyebilir.

 This is known as the additive colour space. 

Bu eklemeli renk uzayı olarak bilinir.  

It gets its name because red green and blue light add together to make white light.

Bu adı almıştır çünkü kırmızı yeşil ve mavi ışık ışınları birbirine eklenince beyaz ışık oluşur.

 Paper can display millions of colours by learning cyan magenta and yellow and black inks in myriad combination in values. 

Beyaz kağıt, binlerce ölçü ve oranla karıştırılmış turkuaz (C:“cyan”)  kırmızı-mor (M:“magenta”) sarı (Y:“yellow”) ve siyah ( K: “Black”) mürekkep katmanları ile milyonlarca rengi teşhir edebilir. 

The spectral colours in white lights are absorbed by the pigments living the colours we see. This is known as the subtractive colour space.

Buradaysa, beyaz ışığın içindeki prizma renkleri boyarmaddeler (renk özü / pigman /”pigment”) tarafından soğurulmakta, gördüğümüz renkler bize, renk özü taneciklerinden yansımaktadır.  Buna da eksiltmeli renk uzamı denilir.

Today with the apple cinema displays having larger gamut than CRT (cathode ray tube) technology.  

Günümüzde,  “apple cinema” ekranlarının renkleri,  CRT (Katot Işın Tüpü) teknolojisinden daha fazladır.

The infinite variety of colour inks can be successfully matched from computer displays to paper more reliably than ever before.  

Sonsuz sayılardaki ölçü ve oranlarla birbirlerine karıştırılmış boyarmaddelerle (mürekkeplerle) her zamankinden daha başarılı bir biçimde ekran renkleriyle örtüşen renkler de elde edilebilmektedir. 

So what the designers create in their imaginations and on their computers can now be displayed  just as clearly as printed images on paper  for audiences around  the world to view with their own eyes. 

Böylece, tasarımcıların hayal güçlerinde ve bilgisayarlarında yarattıkları, artık dünyanın her yerinden izleyicilerin kendi gözleriyle görebilmeleri için kağıt üzerine basılı görüntüler kadar net bir şekilde gösterilebiliyor.