Sanatçının Kendi Açıklaması:

Soyut resim, insan ruhunun en derin ve sezgisel katmanlarına açılan bir eşik gibidir; birey, bu eşikten geçerek gerçekliği yalnızca algılamakla kalmaz, onu yeniden kurar ve anlamlandırır. Bu noktadan yola çıkılarak, resim çalışmalarımın ana sorunsalı; kuramsal çalışmalarım ve atölye pratiklerim aracılığıyla, hayal gücünün Doğu ve Batı düşüncesine özgü iki karşıt biçimi arasındaki uzlaşma problematiğine yeni açılımlar getirmektir.1

Bana göre soyut (non-figüratif) sanat yapıtında, anlamı sabitleyen temsili yapılara yer vermek tutarlı bir yaklaşım değildir. Bu nedenle, Henri Bergson’un sezgi ve süre kavramları2 ile Gilles Deleuze’ün Bergsoncu düşünceyi çokluk ve doğrusal olmayan süreçler üzerinden yeniden yorumlayışı3, kişisel soyut sanat anlayışımın temel kuramsal çerçevesini oluşturur. Bu bağlamda resim, doğrusal bir gelişim mantığına göre ilerleyen kapalı bir yapı olarak düşünülmez; yapıt, önceden belirlenmiş erekli/ereksel (teleolojik) bir tamamlanma fikrine bağlanmaksızın, müdahaleler, geri dönüşler, tekrarlar ve dönüşümlerle biçimlenen doğrusal olmayan (non-linear) zamansal süreçler içinde oluşur.

Soyut resimde hayal gücünün sezgisel ve analitik biçimleri arasındaki gerilim, benim için çözülmesi gereken bir karşıtlık değil; sanatsal düşünceyi canlı tutan temel bir dinamiktir. Resim, bu dinamiğin görünür hâle geldiği doğrusal olmayan (non-linear), entropik ve özerk bir düşünme alanı olarak kavranır. Bu çerçevede entropi, rastlantısallık4 ya da kaosla özdeşleştirilmez; aksine, bilinçli müdahalelerle yönlendirilen ancak sonucu önceden belirlenemeyen açık uçlu yaratım süreçlerini ifade eder. Böylelikle sanat yapıtı, kapalı ve tamamlanmış bir form olmaktan çıkar; izleyiciyle birlikte zaman içinde sürekli yeniden kurulan bir algı alanına dönüşür.

Sonuç olarak çalışmalarım, anlamı sabitleyen temsili yapılardan ziyade, anlamı çoğullaştıran ve erteleyen açık uçlu görsel alanlar üretmeyi amaçlar. Bu yaklaşımda resim, sezgisel ve analitik düşünme biçimleri arasındaki gerilimin üretken bir alanı olarak, doğrusal olmayan, entropik ve özerk bir düşünme pratiği hâline gelir.
26 Nisan 2026

1. Genç, Adem. “Türk Resim Sanatında Hayal Gücünün İki Karşıt Biçimiyle Uzlaşmak”. İbrahim Ö. Kaboğlu (Editör), Cumhuriyetin 100. Yılı Anayasa Armağanı Legal Yayıncılık İstanbul, 2024, s. 315-344; www.ademgenc.com/PDF Publication.

2. Bergson, Henri. Creative Evolution (trans. Arthur Michelle). Henry Holt and Company, New York, 1911.

3. Deleuze, Gilles. Bergsonism (trans. Hugh Tomlison and Barbara Habberjam). Zone Books New York, 1983.

4. Genç, Adem. Antropi (Entropi) ve Nedensizlik Açısından Dadacı Sanat Hareketlerinin Çözümlenmesine İlişkin Bir Yöntem Araştırması: YÖK / Ulusal Tez Merkezi, Referans no:10716914. Kitap formatında basılı yayın: Dr. Adem Genç, DADA, Antropi ve Nedensizlik Açısından Dadacı Sanat Hareketlerinin Çözümlenmesine İlişkin Bir Yöntem Araştırması, DEÜ Güzel Sanatlar Fakültesi Yayınları, 1983.

 


 

Artist’s Own Statement:

Abstract painting is like a threshold opening to the deepest and most intuitive layers of the human soul; by crossing this threshold, the individual not only perceives reality but also reconstructs and interprets it. Starting from this point, the main problem in my painting work is to bring new perspectives to the problem of reconciliation between the two opposing forms of imagination, those specific to Eastern and Western thought, through my theoretical studies and studio practices 1.

In my view, in abstract (non-figurative) art, incorporating representational structures that fix meaning is not a consistent approach. Therefore, Henri Bergson’s concepts of intuition2 and duration, and Gilles Deleuze’s reinterpretation of Bergsonian thought3 through multiplicity and nonlinear processes, form the basic theoretical framework of my personal understanding of abstract art. In this context, painting is not considered a closed structure progressing according to a linear developmental logic; the work is formed within nonlinear temporal processes shaped by interventions, returns, repetitions, and transformations, without being bound to a predetermined teleological completion.

In abstract painting, the tension between intuitive and analytical forms of imagination is not, for me, a contradiction to be resolved; it is a fundamental dynamic that keeps artistic thought alive4. Painting is conceived as a non-linear, entropic, and autonomous field of thought where this dynamic becomes visible. In this framework, entropy is not equated with randomness or chaos; rather, it expresses open-ended creative processes guided by conscious interventions but whose outcome cannot be predetermined. Thus, the artwork ceases to be a closed and completed form; it transforms into a field of perception that is constantly reconstructed over time together with the viewer.

Consequently, my work aims to produce open-ended visual spaces that multiply and postpone meaning, rather than representational structures that fix meaning. In this approach, painting becomes a non-linear, entropic, and autonomous thinking practice as a productive field of tension between intuitive and analytical modes of thinking.
April 26, 2026

1. Genç, Adem. “Türk Resim Sanatında Hayal Gücünün İki Karşıt Biçimiyle Uzlaşmak”. İbrahim Ö. Kaboğlu (Editör), Cumhuriyetin 100. Yılı Anayasa Armağanı Legal Yayıncılık İstanbul, 2024, s. 315-344; www.ademgenc.com/PDF Publication.

2. Bergson, Henri. Creative Evolution (trans. Arthur Michelle). Henry Holt and Company, New York, 1911.

3. Deleuze, Gilles. Bergsonism (trans. Hugh Tomlison and Barbara Habberjam). Zone Books New York, 1983.

4. Genç, Adem. Antropi (Entropi) ve Nedensizlik Açısından Dadacı Sanat Hareketlerinin Çözümlenmesine İlişkin Bir Yöntem Araştırması: YÖK / Ulusal Tez Merkezi, Referans no:10716914. Kitap formatında basılı yayın: Dr. Adem Genç, DADA, Antropi ve Nedensizlik Açısından Dadacı Sanat Hareketlerinin Çözümlenmesine İlişkin Bir Yöntem Araştırması, DEÜ Güzel Sanatlar Fakültesi Yayınları, 1983.